Uzay teknolojisindeki önemli bir aşama olan Artemis II görevi başarıyla tamamlandı. Dört astronotu taşıyan Orion kapsülü, dönüş yolculuğu sonrasında Pasifik Okyanusu’na güvenli bir iniş gerçekleştirdi. İşte bu tarihi olayın detayları.
Artemis II, insanları Ay’ın ötesine taşıyan bir misyon olarak tarihe geçti. “Integrity” adı verilen Orion kapsülü, Türkiye saatiyle Cumartesi sabahı 03.07 sularında San Diego açıklarında suya indi. Dokuz gün süren bu Ay yolculuğu, NASA tarafından “örnek bir iniş” olarak nitelendirildi. Astronotların sağlık durumu ise oldukça iyi.
İniş sırasında kapsül, suya değdiği an beş hava yastığı hemen devreye girdi ve aracı dengede tuttu. Kapılar açılmadan önce kapsülün iç sıcaklığının düşmesi için bir süre beklenmesi gerekti.
Dönüşün en riskli kısmı, atmosferden geçişti. Pilot Victor Glover, bu anı düşündüğü için heyecanla beklediğini ifade etti. Atmosferde geçirdiği o anı “hayranlık verici” olarak tanımladı ve yaşadıklarını sindirmenin zaman alacağını belirtti.
Orion kapsülünün Dünya’ya girişi, adeta bir iğne deliğinden geçmek gibiydi. Araç, atmosfere girmeden önce servis modülünden ayrıldı ve ısı kalkanını öne çıkardı. Kapsülün giriş açısı son derece kritik bir öneme sahipti; bir derecelik hata, aracın yanmasına ya da uzaya geri fırlamasına neden olabilirdi. Ancak mühendisler, tüm hesapları doğru yaparak hedeflerine ulaştılar.
Uçuş direktörü Rick Henfling, asıl heyecanın 122 kilometre yükseklikte başladığını belirtti. Atmosfere girdiği an, ısı kalkanı yaklaşık 2.700°C’ye ulaşarak Güneş yüzeyindeki sıcaklığın yarısına kadar yükseldi. İlk insansız görevde bazı hasarlar alan bu kalkan, bu sefer mühendislerin yaptığı ince ayarlamalar sayesinde başarılı bir şekilde çalıştı.
Atmosfere girişin ardından yaklaşık altı dakika boyunca iletişim kesildi. Bu sessizlik, aracın hızının o kadar yüksek olmasından kaynaklanıyordu ki, çevresindeki hava plazmaya dönüşerek radyo sinyallerini engelledi. İletişim geri geldiğinde Orion, 46 kilometre yüksekliğe inmişti ve iniş alanına yaklaşmaktaydı.
Kapsül, saatte 40 bin kilometreyi aşan bir hızla geldiği için durması kolay olmadı. Atmosferin direncini kullanarak yavaşlayan kapsül, “uçan bir tuğla” gibi tasarlandığından havaya çarparak hız kesti. Astronotların sarsıntıdan etkilenmemesi için iniş süreci beş dakikaya yayıldı. Son aşamada büyük paraşütler devreye girdi; önce hızı saatte 322 kilometreye düşüren fren paraşütleri, ardından da saatte 32 kilometreye indiren ana paraşütler açıldı. Böylece astronotlar okyanusa yumuşak bir iniş yaptı.
Kurtarma ekipleri, inişin hemen ardından astronotları botlarla karşıladı. Orion programı yöneticileri, astronotların sağlık kontrolü için iki saat içinde tamamen donanımlı bir sağlık birimine ulaşmasını planladı. Bu, son 50 yılda insanların gerçekleştirdiği en hızlı atmosfer girişi olarak kayıtlara geçti. NASA ekibi, astronotlar karaya ayak basana kadar büyük bir heyecanla süreci takip etti.